MANİFESTO’NUN HİKAYESİ

Bir sabah zihnimde imgelerle uyandım. Aklıma ilk gelen şey bunları bir an önce kağıda dökmek oldu. Acele etmeliydim çünkü sürekli bir bilgi akışı vardı. Bir tür “epifani” yaşıyordum. Hemen yazmaya başladım. Yazarken şunu fark ettim, artık bir vücudum yoktu. Adeta yazmanın kendisi olmuş ve varlığımı kaybetmiştim. Daha önce hiç, hem hiçbir şey hem de her şey olmamıştım.
Aaahh… Hayır yapamayacağım. Daha fazla devam edemeyeceğim. Bunların hiçbiri olmadı.

Hegarty’nin dediği gibi düşünmediğim anlarda düşündüm bunları. Ya da James Webb Young’ın bahsettiği “aha moment”ları başka bir şeyle ilgilenirken yaşadım. Okuduğum, izlediğim, dinlediğim, deneyimlediğim her şey, bunları düşünmediğim bir anda bir tweet olarak geldi aklıma. Ve tüm bu tweet’lerden de bu manifesto çıktı.

VERSİYON 1.0

VERSİYON 2.0

ARAYIŞ