<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>How to Think Like Roman Emperor Archives - Cevap İşareti</title>
	<atom:link href="https://www.cevapisareti.com/tag/how-to-think-like-roman-emperor/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cevapisareti.com/tag/how-to-think-like-roman-emperor/</link>
	<description>Ömer Ceran Kişisel Sayfası</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Jan 2023 19:29:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.cevapisareti.com/wp-content/uploads/2016/07/cropped-cevapisareti-32x32.avif</url>
	<title>How to Think Like Roman Emperor Archives - Cevap İşareti</title>
	<link>https://www.cevapisareti.com/tag/how-to-think-like-roman-emperor/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Marcus Aurelius Olmak</title>
		<link>https://www.cevapisareti.com/marcus-aurelius-olmak/</link>
					<comments>https://www.cevapisareti.com/marcus-aurelius-olmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Ceran]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Nov 2021 08:25:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Doğu Öğretileri]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Robertson]]></category>
		<category><![CDATA[Epictetus]]></category>
		<category><![CDATA[Eva Green]]></category>
		<category><![CDATA[How to Think Like Roman Emperor]]></category>
		<category><![CDATA[Kate Beckinsale]]></category>
		<category><![CDATA[Marcus Aurelius]]></category>
		<category><![CDATA[Stoacılık]]></category>
		<category><![CDATA[Zeno]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cevapisareti.com/?p=13924</guid>

					<description><![CDATA[<p>The post <a href="https://www.cevapisareti.com/marcus-aurelius-olmak/">Marcus Aurelius Olmak</a> appeared first on <a href="https://www.cevapisareti.com">Cevap İşareti</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style='display:none;' class='shareaholic-canvas' data-app='share_buttons' data-title='Marcus Aurelius Olmak' data-link='https://www.cevapisareti.com/marcus-aurelius-olmak/' data-app-id-name='category_above_content'></div><div class="wpb-content-wrapper">
<div  data-mk-stretch-content="true" class="wpb_row vc_row vc_row-fluid jupiter-donut- mk-fullwidth-false  attched-false     js-master-row  mk-grid">
				
<div class="vc_col-sm-12 wpb_column column_container  jupiter-donut- _ jupiter-donut-height-full">
		<div class=" vc_custom_1637654635239">

<div id="text-block-2" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bugün kafa yorduğumuz, cevaplamakta zorlandığımız, hayata dair pek çok sorunun cevabını, bizden 2000 yıl önce yaşamış birisinin verdiğini düşünün. Hatta bu kişinin verdiği cevaplar da tarihteki diğer herkesten çok daha net ve özgün olsun. Üstelik bu kişi, önüne tüm dünyanın serildiği bir imparator olmasına rağmen, filozof gibi yaşamayı tercih eden birisi olsun. Bir Marcus Aurelius yazısına hoş geldiniz.</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>

<div id="padding-3" class="mk-padding-divider jupiter-donut-  jupiter-donut-clearfix"></div>

</div>
	</div>

<div  data-mk-stretch-content="true" class="wpb_row vc_row vc_row-fluid jupiter-donut- mk-fullwidth-false  attched-false     js-master-row  mk-grid">
				
<div class="vc_col-sm-12 wpb_column column_container  jupiter-donut- _ jupiter-donut-height-full">
	<div id="mk-ornamental-title-5" class="mk-ornamental-title norman-short-single align-center title_as_text jupiter-donut-"> <h2 class="title"><span class="title-text">BAŞLANGIÇ</span></h2>
</div>	<div class=" vc_custom_1637603082635">

<div id="text-block-6" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p><strong><span style="color: #000000;">TESADÜF</span></strong></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
	<div class=" vc_custom_1637654780595">

<div id="text-block-7" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yıl 2005. Aşırı güneşli, inanılmaz soğuk bir Ankara kışında ODTÜ’deyim. Ankara’da yaşayanlar bilir, hava ne kadar güneşliyse Ankara o kadar soğuktur. O gün, aklıma memlekete gitme düşüncesi geliyor. Huzur Turizm’den 16:30’a Sivas’a bilet alıyorum. Huzur Turizm, Sivas’taki diğer tüm işletmeler gibi ismiyle ironik bir biçimde hizmet sunanlardan. Yola çıkıyorum, Huzur Turizm’le huzursuz bir yolculuk sonucu, akşam vakti eve varıyorum. Evde anne ve babam beni karşılıyor. Onlarla biraz muhabbet ettikten sonra, vakit geç olduğu için onlar yatıyor. Vakit erken olduğu için ben de bir şeyler izleyeyim diyorum.<br />
</span><span style="color: #000000;">Televizyonu açıyorum, Kanal D’de John Cusack ve Kate Beckinsale’in oynadığı bir film yeni başlıyor. Jenerikte Kate Beckinsale ismini görünce filme bir şans vermeye karar veriyorum. Sonuçta beğendiğim bir kadın. Gerçi bir Eva Green değil. “Eva Green’in oynadığı bir filme denk gelmek güzel olabilirdi” diyorum. Ve bir saniye kadar düşündükten sonra o filmin Dreamers olması gerektiğine karar veriyorum.<br />
</span><span style="color: #000000;">Bu sırada John Cusack ve Kate Beckinsale’li film başlıyor, daha ilk sahnesinden filmin türünün, sinemanın en klişe türü olan romantik komedi olduğu anlaşılıyor. İyi ve orijinal film çıkma olasılığı neredeyse <em>“10 yılda bir”</em> olan romantik komedi türüne ait bu filme bir şans vereyim diyorum. Ve filmin o kadar da klişe olmadığını çok geçmeden anlıyorum. Filmin kahramanlarından birinin, bir oyuncu ya da mekan değil, bir kavram olduğunu fark ediyorum. “Tesadüfler” üzerine kurulu bu filmi beğeniyor ve izlemeye devam ediyorum.</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
<div  class="mk-image mk-image-8 jupiter-donut-  mk-image-lazyload align-center simple-frame inside-image " style="margin-bottom:10px"><div class="mk-image-container" style="max-width: 1486px;"><div  class="mk-image-holder" style="max-width: 1486px;"><div class="mk-image-inner  "><img fetchpriority="high" decoding="async" class="lightbox-false" alt="indir" title="indir" width="1486" height="990" src="https://www.cevapisareti.com/wp-content/uploads/2021/11/indir.jpeg" /></div><div class="mk-image-caption"><span class="mk-caption-title">Kate Beckinsale</span></div></div><div class="clearboth"></div></div></div>
<div id="padding-9" class="mk-padding-divider jupiter-donut-  jupiter-donut-clearfix"></div>

	<div class=" vc_custom_1637603131606">

<div id="text-block-10" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Film devam ederken annem odaya geliyor ve <em>“neden hala yatmadığımı”</em> soruyor. Ayrıca <em>“yoldan geldiğimi, dinlenmeye ihtiyacım olduğunu” </em>da söylüyor. Yani her anne gibi, o da o an her ne yapmıyorsam bana onu öneriyor. Yatmadığım için yatmamı… Bu arada, annem tabii ki filmdeki tek öpüşme/sevişme sahnesinde odaya giriyor. Merak ediyorum bir araştırma yapsak, 100 anneyi ve 100 çocuğu toplasak… Çocukların her biri, ayrı odada çeşitli filmler izlese… Ve annelere desek ki “oğlunuzun odasına sadece bir kez girme hakkınız var, ama bu anın ne zaman olacağı size bağlı, yani istediğiniz bir an odasına girebilirsiniz”. Sizce annelerin odaya girdiği anda, öpüşme/sevişme sahnesi çıkma olasılığı ne olurdu? Bence %100’e yakın olurdu.<br />
</span><span style="color: #000000;">Annem lafını söylüyor ve gidiyor. Ben filmi izlemeye devam ediyorum. Filmin sonunda esas karakterin en yakın arkadaşı -kendisi gazetede ölüm ilanları yazan birisi-, bizim esas karakter için bir ölüm ilanı yazıyor. Ve ölüm ilanında Romalı bir filozofun sözüne yer veriyor.</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
<div class="mk-blockquote line-style jupiter-donut-" id="mk-blockquote-11"><p><span style="color: #000000;">O film Serendipity, o filozof Epictetus ve o söz de şuydu: <strong><em>“Kendinizi geliştirmek istiyorsanız başkalarının sizin deli ya da aptal olduğunu düşünmelerine aldırmayacaksınız.”</em></strong></span></p>
</div>
<div id="padding-12" class="mk-padding-divider jupiter-donut-  jupiter-donut-clearfix"></div>

<div class="wpb_video_widget  jupiter-donut-">
	<div class="wpb_wrapper">
				<div id="video-container-13" class="video-container " data-id="13" data-source="social_hosted" data-autoplay="0" data-loop="0" data-target="lightbox" itemprop="video" itemtype="https://schema.org/VideoObject" >
			<div id="video-player-13" class="video-player">
			<iframe id="iframe-player-13" data-id="13" title="Serendipity Official Trailer #1 - (2001) HD" width="1140" height="641" src="https://www.youtube.com/embed/ePU2Ux9JIMM?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>			</div>
					</div>
	</div>
</div>

<div id="padding-14" class="mk-padding-divider jupiter-donut-  jupiter-donut-clearfix"></div>

	<div class=" vc_custom_1637602983877">

<div id="text-block-15" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ankara’ya aklımda bu söz, Epictetus adında bir filozof ve annemin tam o öpüşme sahnesini nasıl tutturduğu sorusuyla dönüyorum.</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>

<div id="padding-16" class="mk-padding-divider jupiter-donut-  jupiter-donut-clearfix"></div>

</div>
	</div>

<div  data-mk-stretch-content="true" class="wpb_row vc_row vc_row-fluid jupiter-donut- mk-fullwidth-false  attched-false     js-master-row  mk-grid">
				
<div class="vc_col-sm-12 wpb_column column_container  jupiter-donut- _ jupiter-donut-height-full">
		<div class=" vc_custom_1637603781887">

<div id="text-block-18" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p><strong><span style="color: #000000;">EPICTETUS</span></strong></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
	<div class=" vc_custom_1637603796530">

<div id="text-block-19" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: JUSTIFY;"><span style="color: #000000;">Sivas’a tesadüfen çıktığım yolculuk, Serendipity (Tesadüf) diye bir film izlememi ve Epictetus’la tanışmamı sağlamıştı. Epictetus, M.S. 55 – 135 yılları arasında yaşayan ve hayatının önemli bir bölümünü köle olarak geçiren bir filozof. Epictetus üzerine yaptığım okumalar beni Zeno’ya ve Stoacılık denen bir düşünce okuluna götürdü.</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
	<div class=" vc_custom_1637604089743">

<div id="text-block-20" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p><strong><span style="color: #000000;">ZENO</span></strong></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
	<div class=" vc_custom_1637604041185">

<div id="text-block-21" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Stoacılık düşünce okulu Zeno (M.Ö. 334 – 262) tarafından Atina’da kuruldu. Zeno, konuşmalarını meydana (meydana eski Yunancada agora deniyordu) bakan boyalı bir sundurmanın altında yapıyordu. Boyalı sundurmanın Yunancası ise Stoa Poikile. Öğrencileri önce Zenocular (Zenonians) olarak anıldı. Sonra bu buluşma mekanından dolayı sundurmacı (stoic) yani Stoacı olarak anıldılar. </span><strong><em><span style="color: #000000;">(How To Think Like a Roman Emperor, Donald Robertson, Sayfa 32).</span> </em></strong></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>

<div id="padding-22" class="mk-padding-divider jupiter-donut-  jupiter-donut-clearfix"></div>

</div>
	</div>

<div  data-mk-stretch-content="true" class="wpb_row vc_row vc_row-fluid jupiter-donut- mk-fullwidth-false  attched-false     js-master-row  mk-grid">
				
<div class="vc_col-sm-12 wpb_column column_container  jupiter-donut- _ jupiter-donut-height-full">
	<div id="mk-ornamental-title-24" class="mk-ornamental-title norman-short-single align-center title_as_text jupiter-donut-"> <h2 class="title"><span class="title-text">MARCUS AURELIUS OLMAK</span></h2>
</div>	<div class=" vc_custom_1637604694571">

<div id="text-block-25" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Marcus Aurelius, M.S. 121 – 180 yılları arasında yaşamış bir Roma imparatoru. İmparator olsa da kendisinin felsefeye ilgisi o kadar fazlaydı ki Plato’nun şu sözünün Marcus’un ağzından düşmediği söylenir: <em>“Filozofların kral olduğu ya da kralların filozof olduğu ülkeler ancak büyür, gelişir”. <strong>(How to Think Like a Roman Emperor, Donald Robertson, Sayfa 60).</strong><br />
</em></span><span style="color: #000000;">Kraldan çok bir filozof olan Marcus Aurelius’u anlamaya çalıştığım bu yazıda, onun Meditations isimli kitabından faydalandım. Bu kitap, Marcus Aurelius’un kendine aldığı notlardan oluşuyor. Eğer hazırsanız, modern insanın bugün bile çözmekte zorlandığı bazı varoluşsal sorulara, 2000 yıl öncesine gidip Marcus’un gözünden bakacağız.</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
	<div class=" vc_custom_1637604961468">

<div id="text-block-26" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p><strong><span style="color: #000000;">VARLIK SEBEBİ</span></strong></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
	<div class=" vc_custom_1637654982172">

<div id="text-block-27" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Marcus Aurelius, <em>“Karşı masada oturan kız kim?”</em> sorusundan sonra belki de dünyanın en eski sorusu olan bir soruyla ilgilendi: <strong><em>“Ben, bu dünyaya niye geldim?”</em></strong>  Yani, “<em>Bir varlık sebebim var mı?” “Dünyaya sadece tek bir şeyi yapmak için gelmiş olabilir miyim?”  </em>Bilmiyorum, belki de dünyaya şarkı söylemek, dans etmek, yazmak, onunla tanışmak (mutlaka bir “o” vardır) veya şirketlerin finansal analizlerini yapmak gibi bir neden için geldim. Eğer öyleyse ve şu an bambaşka bir şey yapıyorsam kesinlikle kendi varlığıma büyük bir saygısızlık yapıyorum demektir.<br />
</span><span style="color: #000000;">Belki de dünyaya bir nedenle gelmedim. Bir varlık sebebim hiç olmadı. Belki de o nedeni, ben seçeceğim ya da yaratacağım. Belki de varlık sebebim, kendimi neye adamak istiyorsam odur.<br />
</span><span style="color: #000000;">Sizi bir süreliğine dünyanın en eski tartışmasıyla meşgul ettikten sonra Marcus’un cevabına geçebilirim. Marcus Aurelius’a göre varlık sebebimiz ya da dünyada kendimizi adamamız gereken şey, <strong>başkalarına yardım etmek.</strong> İhtiyacı olanın yanında olmak. Eksiği olanın eksiğini gidermek. Ona bir şekilde yardımcı olmak.</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
<div class="mk-blockquote quote-style jupiter-donut-" id="mk-blockquote-28"><p><span style="color: #000000;"><em>Sabahın köründe, yataktan çıkmakta zorlandığında kendine şunu söyle: “Bir insan olarak işe gitmem gerekiyor. Doğduğum şeyi, yani dünyaya yapmak için geldiğim şeyleri yapacaksam, neden şikayet edeyim? Yoksa dünyaya battaniyenin altına sokulup sıcak kalmak için mi geldin?”</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>—Ama burası (battaniyenin altı) daha iyi… </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Yani, bir şeyler yapmak ve onları deneyimlemek yerine, dünyaya “iyi” hissetmek için geldin, öyle mi? </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Bitkileri, kuşları, karıncaları, örümcekleri ve arıları, ellerinden gelenin en iyisini yaparken dünyayı düzene sokarken bireysel görevlerini yerine getirirken görmüyor musun? </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Ve bir insan olarak işini yapmaya istekli değil misin yoksa? Neden, doğanın gerektirdiğini yapmak için koşturmuyorsun? </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>—Ama bir ara uyumalıyım… </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Tamam, haklısın. Ancak doğanın bunda bir sınırı var. Yemek yeme ve içmede olduğu gibi. Ve sınırı aştın. Fazlasını yaptın. Ama çalışmada değil. Orada hala kotanın altındasın.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Kendini yeterince sevmiyorsun. Yoksa kendi doğanı ve onun senden talep ettiklerini de severdin. Yaptığı işi seven insanlar, o işi yaparken kendilerini kaybeder, yıkanmayı veya yemek yemeyi bile unuturlar. Kendi doğana, taş oymacısının taşa; dansçının dansa; cimrinin paraya ya da sosyal statü meraklısının statüye duyduğu saygıdan daha mı az saygı duyuyorsun? </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Onlar, yaptıkları şeyde gerçekten kendilerini kaybettiklerinde, sanatlarını yapmaktan vazgeçmek yerine yemek yemeyi ve uyumayı bırakmayı tercih ediyorlar.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Başkalarına yardım etmek, senin için daha mı az değerli? Emeklerine değmez mi? <strong>(Meditations, Marcus Aurelius, Kitap: V, 1)</strong></em></span></p>
<svg class="mk-svg-icon" data-name="mk-icon-quote-left" data-cacheid="icon-69e28cc2042c1" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewbox="0 0 1664 1792"><path d="M768 960v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136zm896 0v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136z"></path></svg>
</div>	<div class=" vc_custom_1637605394126">

<div id="text-block-29" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Marcus Aurelius, insanın varlık sebebinin başkalarına yardım etmek olduğunu düşünüyor ve bir insanın, bir başkasına yardım etmekten kaçınmasını bir türlü anlayamıyor. Bunu sanat ve zanaatla karşılaştırarak sorguluyor. Dansçının dans etmesiyle ya da bir taş oymacısının taş oymasıyla, bir insanın bir başkasına yardım etmesi de ona göre aynı. Marcus burada aslında, pozitif psikolojideki <strong>“akış”</strong> (flow) kavramına değiniyor. Akış, <em>Mihaly Csikszentmihalyi</em> (“chick sent me high” diye okunuyor soy ismi) tarafından ortaya atılan bir kavram. Akış özetle, yaparken kendimizden geçtiğimiz, yapıyor olmanın en büyük ödül olduğu deneyimler diyebilirim. Akış sırasında hem performans olarak hem de his olarak zirvede oluruz. Tabii maalesef her deneyim akış olamıyor. Herhangi bir deneyimin akış olabilmesi için onu uzun süre yapıyor olmanız gerekiyor. Bu deneyimde kendinize geri bildirim verecek seviyeye gelmeniz lazım. Gibi gibi şeyler var. Şimdilik akışı burada kesiyorum.<br />
</span><span style="color: #000000;">Marcus Aurelius, yardım etmenin de akış deneyimi olması gerektiğini iddia ediyor. Yani yardım ederken de kendimizden geçip varlığımızı unutmalıyız. Mihaly Csikszentmihalyi, akış için <strong>“autotelic”</strong> yani <strong>“kendisi ödül olan eylem” </strong>ifadesini kullanıyor. Marcus için de bir başkasına yardım etmek tam olarak böyle.</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
<style>#mk-blockquote-30 {font-family: "Montserrat"}</style><div class="mk-blockquote quote-style jupiter-donut-" id="mk-blockquote-30"><p><span style="color: #000000;"><em>Ödülün olarak eylemin kendisine bakmaktansa, bir iyilik yaptığını düşünüp karşılığında bir şey mi bekliyorsun? Birine yardım etmiş olmaktan başka ne bekliyorsun ki? </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Kendi doğanın senden talep ettiğini yapmış olman yeterli değil mi? Bunun için bir de maaş mı istiyorsun? </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Sanki gözlerin görmek için bir ödül bekliyor da ya da ayakların yürümek için… Onlar bunun için varlar. Yapmak için tasarlandıkları şeyi yaparak görevlerini yerine getiriyorlar. Aynen insanların başkalarına yardım etmek için yaratıldıkları gibi. Ve başkalarına yardım ettiğimizde -ya da bir şey yapmalarına yardımcı olduğumuzda- biz de tasarlanmış olduğumuz şeyi yapıyoruz. Görevimizi yerine getiriyoruz.<strong> (Meditations, Marcus Aurelius, Kitap: IX, 42)</strong></em></span></p>
<svg class="mk-svg-icon" data-name="mk-icon-quote-left" data-cacheid="icon-69e28cc20496b" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewbox="0 0 1664 1792"><path d="M768 960v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136zm896 0v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136z"></path></svg>
</div>	<div class=" vc_custom_1637605467623">

<div id="text-block-31" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Marcus’a göre birisine yardım ettiğimizde, doğamızın bizden istediğini yerine getiriyor ve görevimizi tamamlıyoruz.</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
<style>#mk-blockquote-32 {font-family: "Montserrat"}</style><div class="mk-blockquote quote-style jupiter-donut-" id="mk-blockquote-32"><p><span style="color: #000000;"><em>Yarışın sonunda bir at… </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Av bittiğinde bir köpek… </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Balını tamamlamış bir arı… </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Ve insanlara yardım ettikten sonra bir insan. <strong>(Meditations, Marcus Aurelius, Kitap: V, 42)</strong></em></span></p>
<svg class="mk-svg-icon" data-name="mk-icon-quote-left" data-cacheid="icon-69e28cc2050db" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewbox="0 0 1664 1792"><path d="M768 960v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136zm896 0v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136z"></path></svg>
</div>
<div id="padding-33" class="mk-padding-divider jupiter-donut-  jupiter-donut-clearfix"></div>

</div>
	</div>

<div  data-mk-stretch-content="true" class="wpb_row vc_row vc_row-fluid jupiter-donut- mk-fullwidth-false  attched-false     js-master-row  mk-grid">
				
<div class="vc_col-sm-12 wpb_column column_container  jupiter-donut- _ jupiter-donut-height-full">
		<div class=" vc_custom_1637606818159">

<div id="text-block-35" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p><strong><span style="color: #000000;">KUCAKLA</span></strong></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
	<div class=" vc_custom_1637606848252">

<div id="text-block-36" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: JUSTIFY;"><span style="color: #000000;">Bizler, ne yaşarsak yaşayalım şöyle düşünürüz: <em>Bunlar oldu, başıma şunlar geldi, bana şöyle şeyler oldu… </em>Yani yaşadığımız şeylerin, bize olduğunu zannederiz. Marcus Aurelius ise şunu iddia ediyor: <em>Yaşadığımız şeyler bize olmuyor, bizim için oluyor.<br />
</em></span><span style="color: #000000;">Aynı bakış açısına Tasavvuf’ta da rastlıyoruz. Mevlana bunu Mesnevi’de <strong><em>“bizler konuk eviyiz ve yaşadıklarımız da birer misafir” </em></strong>diye anlatıyor. Şimdi, bir ev sahibi olduğunuzu düşünün. Ev sahibinin görevi nedir? Gelen konuğunu rahat ettirmek. Onun ihtiyaçlarını gidermek. <em>“Valla kusura bakma da ben bir başkasını bekliyordum, seni alamam”</em> dememek. Ya da <em>“Bugün değil de yarın gelsen olur mu?”</em>  gibi bir şey de dememek. Gelen her konuğa, yaşadığımız her olaya “hoş geldin” deyip ona kucak açmak. Çünkü Tasavvuf’a göre o konuklar evimizi daha kötülerinden temizliyor, daha iyileri için hazırlıyor.</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
<style>#mk-blockquote-37 {font-family: "Montserrat"}</style><div class="mk-blockquote quote-style jupiter-donut-" id="mk-blockquote-37"><p><span style="color: #000000;"><em>İnsanın bedeni, bir konuk evine,</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Çeşitli düşünceler de ayrı ayrı konuklara benzer.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Arif, o neşeli ve gamlı düşüncelere razıdır,</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Adeta gariplerin hatırını hoş eden Halil Peygambere benzer.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Onun kapısı da konuğu ağırlamak için daima kâfire de açıktı,</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Mümine de emin olana da açıktı, haine de.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Bütün konuklara güler yüz gösterirdi.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>Mesnevi V. Cilt; 3644 – 3646</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>Doğan Kitap, Çeviren: Veled Çelebi, Sf. 630</em></strong></span></p>
<svg class="mk-svg-icon" data-name="mk-icon-quote-left" data-cacheid="icon-69e28cc205de6" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewbox="0 0 1664 1792"><path d="M768 960v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136zm896 0v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136z"></path></svg>
</div><style>#mk-blockquote-38 {font-family: "Montserrat"}</style><div class="mk-blockquote quote-style jupiter-donut-" id="mk-blockquote-38"><p><span style="color: #000000;"><em>Her gün, gönle gelen düşünce o gün,</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Sabah çağı gelen konuğa benzer,</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Ev sahibine hükmeder, huysuzlukta bulunur.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Ev sahibi olmanın şanı, konuğu görüp gözetmek,</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Ağırlamak ve nazını çekmektir.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>…</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Gam fikri, neşe yolunu vurursa gam yeme.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>O, hakikatte başka neşeler hazırlamadadır. </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>O, hayrın aslından yeni bir sevinç,</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Yeni bir neşe gelsin diye evi, başkalarından sıkıca süpürür.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>Mesnevi V. Cilt; 3676 – 3680</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>Doğan Kitap, Çeviren: Veled Çelebi, Sf. 630</em></strong></span></p>
<svg class="mk-svg-icon" data-name="mk-icon-quote-left" data-cacheid="icon-69e28cc20638c" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewbox="0 0 1664 1792"><path d="M768 960v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136zm896 0v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136z"></path></svg>
</div>	<div class=" vc_custom_1637606978580">

<div id="text-block-39" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yukarıda bahsettiğim dizeler, bir <em><strong>Coldplay</strong></em> şarkısının sözlerinde de geçer. <em>Coleman Barks’ın The Essential Rumi</em> kitabından alınan ve oldukça popülist bir tarzda İngilizceye çevrilen bu dizeleri yine de bir Coldplay şarkısında duymak güzel.</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
<div class="wpb_video_widget  jupiter-donut-">
	<div class="wpb_wrapper">
				<div id="video-container-40" class="video-container " data-id="40" data-source="social_hosted" data-autoplay="0" data-loop="0" data-target="lightbox" itemprop="video" itemtype="https://schema.org/VideoObject" >
			<div id="video-player-40" class="video-player">
			<iframe id="iframe-player-40" data-id="40" title="Kaleidoscope" width="855" height="641" src="https://www.youtube.com/embed/h4ag7p5Tohw?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>			</div>
					</div>
	</div>
</div>

<div id="padding-41" class="mk-padding-divider jupiter-donut-  jupiter-donut-clearfix"></div>

<style>#mk-blockquote-42 {font-family: "Montserrat"}</style><div class="mk-blockquote quote-style jupiter-donut-" id="mk-blockquote-42"><p><span style="color: #000000;"><strong><em>Coldplay – Kaleidoscope</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>This being human is a guest house</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Every morning a new arrival</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>A joy, a depression, a meanness</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Some momentary awareness comes</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>As an unexpected visitor</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Welcome and entertain them all!</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Be grateful for whoever comes</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Because each has been sent as a guide</em></span></p>
<svg class="mk-svg-icon" data-name="mk-icon-quote-left" data-cacheid="icon-69e28cc20716f" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewbox="0 0 1664 1792"><path d="M768 960v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136zm896 0v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136z"></path></svg>
</div>	<div class=" vc_custom_1637655114240">

<div id="text-block-43" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu arada sosyal medyada gördüğümüz neredeyse tüm İngilizce Mevlana sözleri, Coleman Barks’ın çevirisidir. Oysa Coleman Barks, Farsça da bilmez. Bence, Coleman Barks Mevlana’yı keşfedip hayran kaldı ve bunu tüm Amerika’nın görmesini istedi. Ama gerçek Mevlana’yı anlatmak yerine onu kendi kafasına göre yeniden yorumladı. Bu yüzden Coleman Barks, Mesnevi’den İslam’ı çıkarmakla suçlanır hep. Bu konuyla ilgili <span style="color: #0000ff;"><a style="color: #0000ff;" href="https://www.newyorker.com/books/page-turner/the-erasure-of-islam-from-the-poetry-of-rumi" target="_blank" rel="noopener"><em>The New Yorker</em></a>’</span>da çıkan çok iyi bir makale var.</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
	<div class=" vc_custom_1637607626508">

<div id="text-block-44" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Marcus Aurelius’a dönersek Marcus’ta da sonsuz bir kucaklama vardır. Burada şunu unutmamak lazım. Bu, olanı kabullenmek değil. Olanı kucaklamak. Tam olarak böyle olmasını istemek yani. Marcus’a göre doğayla uyum içinde yaşamak için ancak böyle davranmak gerekir. Yaşadıklarımız çok zor da olsa, hayatımızda katlanamayacağımız anlar da olsa, bize düşen bu durumu kucaklamaktır.</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
<style>#mk-blockquote-45 {font-family: "Montserrat"}</style><div class="mk-blockquote quote-style jupiter-donut-" id="mk-blockquote-45"><p><span style="color: #000000;"><em>“Doktor, hastaya reçetede şunları şunları yazdı” (at binsin, soğuk duş alsın, çıplak ayak yürüsün gibi…) diye duyduğunuzda ona şunu söyleyin: “Doğa ona hastalık yazdı.” Ya da körlük yazdı. Ya da bir uzuv kaybı… Ya da her neyse. </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>…</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Ve bu durumda, doktorun reçetesini nasıl kabul ediyorsak olanı da kabul edelim. Her zaman hoş olmayabilir, ama onu kucaklayalım, çünkü iyileşmek istiyoruz. Bu bakış açısıyla doğanın başarısına bir bakın, kendi sağlığınıza baktığınız gibi ve olanı kabul edin (kabul edilmesi zor görünse bile). <strong>(Meditations, Marcus Aurelius, Kitap: V, 8)</strong></em></span></p>
<svg class="mk-svg-icon" data-name="mk-icon-quote-left" data-cacheid="icon-69e28cc2076d5" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewbox="0 0 1664 1792"><path d="M768 960v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136zm896 0v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136z"></path></svg>
</div>	<div class=" vc_custom_1637607668950">

<div id="text-block-46" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tamam, olanı kabul etmeyi anlarım da kucaklamak neden, diye düşünebiliriz. Marcus’a göre bunun iki nedeni var:</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
<style>#mk-blockquote-47 {font-family: "Montserrat"}</style><div class="mk-blockquote quote-style jupiter-donut-" id="mk-blockquote-47"><p><span style="color: #000000;"><em>İlki, bunun sana oluyor olmasıdır. Bu tam olarak senin için yazıldı (reçete edildi). Ve bu seninle ilgili.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Diğer neden ise, bir bireyin başına gelenlerin, dünyadaki genel refahı da etkilemesidir. Dünyanın iyi oluşunun, tamamlanmasının, varlığının, hatta varlığının da iyi oluşunun nedeni budur.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Çünkü bütünden, onun tutarlılığını ve devamlılığını bozacak herhangi bir şeyi kesersen bütün de bozulur.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Sadece parçaları değil, onların amaçları da bozulur. Ve şikayet ettiğinde olan da budur: Bozmak ve yok etmek. <strong>(Meditations, Marcus Aurelius, Kitap: V, 8)</strong></em></span></p>
<svg class="mk-svg-icon" data-name="mk-icon-quote-left" data-cacheid="icon-69e28cc207b4f" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewbox="0 0 1664 1792"><path d="M768 960v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136zm896 0v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136z"></path></svg>
</div>	<div class=" vc_custom_1637607713955">

<div id="text-block-48" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Marcus Aurelius’a göre <strong><em>“</em></strong><em>sadece olanı sevmekten, sadece yazılanı sevmekten daha büyük bir uyum yoktur.” <strong>(Meditations, Marcus Aurelius, Kitap: VII, 57) </strong></em>Marcus’a göre isyan etmek, olana karşı çıkmak doğanın dengesini ve dolayısıyla bizim dengemizi de bozar.</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
<style>#mk-blockquote-49 {font-family: "Montserrat"}</style><div class="mk-blockquote quote-style jupiter-donut-" id="mk-blockquote-49"><p><span style="color: #000000;"><em>Hiç, ait olduğu bedenden çok uzakta bir yerde yatan kopmuş bir el veya ayak ya da başı kesilmiş bir kafa gördün mü? Başımıza gelenlere isyan ettiğimizde, kendimizi olandan ayırdığımızda ya da bencilce bir şey yaptığımızda kendimize yaptığımız ya da yapmaya çalıştığımız şey de budur. <strong>(Meditations, Marcus Aurelius, Kitap: VIII, 34)</strong></em></span></p>
<svg class="mk-svg-icon" data-name="mk-icon-quote-left" data-cacheid="icon-69e28cc207fc4" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewbox="0 0 1664 1792"><path d="M768 960v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136zm896 0v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136z"></path></svg>
</div>	<div class=" vc_custom_1637607753839">

<div id="text-block-50" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hepimiz hayatımızda çok zorlu günler geçiriyor, dayanamayacağımız şeyler yaşıyoruz. <em>“Kabul et, kucakla demek kolay da, işin aslı öyle olmuyor. Bu durumda ne yapacağız imparator?” </em>diye sorabiliriz.</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
<style>#mk-blockquote-51 {font-family: "Montserrat"}</style><div class="mk-blockquote quote-style jupiter-donut-" id="mk-blockquote-51"><p><span style="color: #000000;"><em>Olan her şey, ya dayanılır ya da dayanılmazdır.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Ona dayanılabiliyorsan, dayan. Şikayet etmeyi bırak. </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>O şey dayanılmazsa … o zaman şikayet etmeyi bırak. Zaten seni bitirmesi, onun da sonu anlamına gelecektir. <strong>(Meditations, Marcus Aurelius, Kitap: X, 3)</strong></em></span></p>
<svg class="mk-svg-icon" data-name="mk-icon-quote-left" data-cacheid="icon-69e28cc20842e" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewbox="0 0 1664 1792"><path d="M768 960v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136zm896 0v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136z"></path></svg>
</div>	<div class=" vc_custom_1637607829688">

<div id="text-block-52" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Marcus Aurelius’un olana bu kadar sıkı sıkıya sarılmasının altında Stoacı felsefenin doğayla ilişkisi var. Stoacı felsefede, her şey doğadan gelir ve doğadan gelen bir şey kötü olamaz. Aynı bakış açısını Tasavvuf’ta da görürüz. Erzurumlu İbrahim Hakkı, Tefvizname’sinde şöyle der: <em><strong>Mevla görelim neyler neylerse güzel eyler.</strong><br />
</em></span><span style="color: #000000;">Tasavvuf ve Stoacılık’ılın olanı kucaklamasının, evrimsel açıdan büyük avantajı olduğunu düşünüyorum. Bu düşünce tarzında, <em>“Bu neden oldu?”, “Bu, neden benim başıma geldi?” </em>gibi sorular yoktur. Bu bakış açısında, vakit harcamadan doğrudan eyleme geçmek vardır. Bu yüzden hem Tasavvuf hem de Stoacılık endişeden uzaktır. <strong><em>“Ya şöyle olursa?”</em></strong> yerine <strong><em>“Olursa olsun, ben şu an ne yapabilirim?”</em></strong> der.</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
<style>#mk-blockquote-53 {font-family: "Montserrat"}</style><div class="mk-blockquote quote-style jupiter-donut-" id="mk-blockquote-53"><p><span style="color: #000000;"><em>Epictetus’un anlattığına göre Agrippinus bir gün arkadaşlarına akşam yemeği hazırlıyormuş. Tam o anda bir elçi gelip Agrippinus’a şöyle demiş: “İmparator Nero, siyasi bir tasfiye kapsamında seni Roma’dan sürgün etti.”</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Bunu duyan Agrippinus da şöyle demiş: “O zaman öğle yemeğini Aricia’da yiyeceğiz”. Aricia, Agrippinus’un sürgün yolundaki ilk kasaba. <strong>(How</strong> <strong>To Think Like a Roman Emperor, Donald Robertson, 76)</strong></em></span></p>
<svg class="mk-svg-icon" data-name="mk-icon-quote-left" data-cacheid="icon-69e28cc208a9d" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewbox="0 0 1664 1792"><path d="M768 960v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136zm896 0v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136z"></path></svg>
</div>	<div class=" vc_custom_1637607868336">

<div id="text-block-54" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şimdi size Atomic Habits kitabında rastladığım bir örneği paylaşacağım. Bana göre tam anlamıyla bir Stoacı bakış açısıdır.</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
<style>#mk-blockquote-55 {font-family: "Montserrat"}</style><div class="mk-blockquote quote-style jupiter-donut-" id="mk-blockquote-55"><p><span style="color: #000000;"><em>Bir keresinde tekerlekli sandalye kullanan bir adam hakkında bir hikaye duymuştum. Bu şekilde tekerlekli sandalyeyle sınırlanmanın zor olup olmadığı sorulduğunda, o da şöyle cevap verdi: </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>“Tekerlekli sandalyemle sınırlı değilim ki. Tam tersine onun sayesinde özgürüm. Tekerlekli sandalyem olmasaydı yatağa bağlı kalırdım ve evimden asla çıkamazdım.” </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>Atomic Habits, James Clear,</em></strong><em> <strong>Loc:1599</strong> </em></span></p>
<svg class="mk-svg-icon" data-name="mk-icon-quote-left" data-cacheid="icon-69e28cc2090b6" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewbox="0 0 1664 1792"><path d="M768 960v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136zm896 0v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136z"></path></svg>
</div>
<div id="padding-56" class="mk-padding-divider jupiter-donut-  jupiter-donut-clearfix"></div>

</div>
	</div>

<div  data-mk-stretch-content="true" class="wpb_row vc_row vc_row-fluid jupiter-donut- mk-fullwidth-false  attched-false     js-master-row  mk-grid">
				
<div class="vc_col-sm-12 wpb_column column_container  jupiter-donut- _ jupiter-donut-height-full">
		<div class=" vc_custom_1637611576343">

<div id="text-block-58" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p><strong><span style="color: #000000;">BEN VE BÖBREK TAŞIM</span></strong></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
	<div class=" vc_custom_1637655334751">

<div id="text-block-59" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">2016 yılında böbrek taşı düşürdüm. Eğer yakınlarınızda düşüren varsa nasıl bir acı hissedildiğini biliyorsunuzdur. Hayatımda böyle bir acı yaşamadım. Umarım kimse de yaşamaz. Bu bir ceza olsa, dünyaya bu cezayı hak edecek kimse gelmemiştir. Karnınıza bir bıçak saplandığını ve yavaş yavaş aşağı indiğini düşünün.<br />
</span><span style="color: #000000;">Böbrek taşı, tedavisi olmayan, neden oluştuğu bilinmeyen bir rahatsızlık. Bol su içer, bol bol hareket ederseniz taşın düşmesi kolaylaşıyor. Böbreğiniz düzenli taş üretiyorsa, bol hareket ve bol su içmek sizin için bir yaşam tarzına dönüşüyor.<br />
</span><span style="color: #000000;">Böbrek taşı teşhisinden önce çok yürümez ve su içmezdim. 2016’dan beri neredeyse her yere yürüyerek gidiyorum. Her gün en az 5 km yürüyüş yapmaya özen gösteriyorum. Yürüyüş yapanların çok iyi bildiği bir şeyi ben de son 5 senede öğrendim: <strong><em>Yürüyüş yapmak kafanızı inanılmaz bir şekilde toparlıyor. </em></strong>Bir tür meditasyon gibi. Yürüyüş, kafamdaki soruya net bir şekilde cevap bulmamı da sağlıyor. Bir konuda ne düşündüğümü anlamak ya da kafamdaki bir soruya cevap bulmak istiyorsam, kendimi yola bırakıyorum, yürüyüş bana cevabı söylüyor. Böbrek taşı, yanı başımda duran bir hazineyi keşfetmemi sağladı. Yürüyüşü.</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
<div class="mk-blockquote line-style jupiter-donut-" id="mk-blockquote-60"><p><span style="color: #000000;">Yürümek, ister dışarıda ister koşu bandında olsun, yaratıcı düşünmeyi artırıyor.</span><br>
<span style="color: #000000;"><strong><em>Journal of Experimental Psychology: Learning, Memory, and Cognition New Yorker</em></strong></span></p>
</div>	<div class=" vc_custom_1637655348938">

<div id="text-block-61" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu taş düşürme olayının şöyle bir yanı da var: Sancı ya da ağrı sizi herhangi bir anda bulabilir. Evde, işte, yolda, sinemada, konserde, çok önemli bir buluşmada, iş sunumunda… Ağrı sizi bulduğunda hiçbir şey yapamıyorsunuz. Ağrı kesiciler bir derece acınızı hafifletiyor. Ağrı çok şiddetliyse en yakın acile gidip, kalçadan bir iğne vuruluyorsunuz.<br />
</span><span style="color: #000000;">Ben de şöyle düşündüm: <strong><em>Ağrı olduğunda hiçbir şey yapamıyorsam, ağrı olmadığında her şeyi yapabilirim.</em></strong> Bu düşünce, hayatımı inanılmaz zenginleştirdi. Artık hiçbir şeyi ertelemiyorum. O an aklıma çok iyi bir fikir geldi, hemen yapıyorum. Bir yere gitmek mi istedim, hemen oraya gidiyorum. Anında alıyorum bileti. Anında arıyorum o kişiyi.<br />
</span><span style="color: #000000;">Hiçbir şeyi ertelememenin şöyle bir avantajı da var: O an yapabileceğim her şeyi o an bitiriyorum. Hiçbir şey gözümde büyümüyor. Bilenler bilir <em>Daniel Kahneman’ın Thinking Fast and Slow</em> isimli bir kitabı var. Hayatımda okuduğum en iyi kitaplardan, ama oldukça zor okunan ve kapsamlı bir kitap. “Hiç bitmeyecek şeyler” listemde bu kitap, askerlikten sonra ikinci sırada yer alıyor. Bu kitabı bitirdikten birkaç yıl sonra kitapla ilgili bir yazı yazayım dedim. Bu kitapla ilgili bir yazı yazmaksa adeta bir ölüm. Kitabı açtığımda notlarımı gördüm. İleride bu kitapla ilgili bir yazı yazarım diye notlar almışım. Hatta o kadar iyi notlar almışım ki… <em>Bu konu şununla ilgili, şu sayfadakine de benzer, bu kitaba da değinebilirsin, yazı şu kadar bölümden oluşmalı, içinde bunlar olmalı, onlar da bu sayfada</em> … O notları alan, geçmişteki bana gidip sarılmak istedim. İşimi o kadar kolaylaştırmıştı ki…<br />
</span><span style="color: #000000;"><strong><em>Ve kendime o an söz verdim: Bir sonraki benin, bana sarılmak isteyeceği insan olacağım.</em></strong></span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>

<div id="padding-62" class="mk-padding-divider jupiter-donut-  jupiter-donut-clearfix"></div>

</div>
	</div>

<div  data-mk-stretch-content="true" class="wpb_row vc_row vc_row-fluid jupiter-donut- mk-fullwidth-false  attched-false     js-master-row  mk-grid">
				
<div class="vc_col-sm-12 wpb_column column_container  jupiter-donut- _ jupiter-donut-height-full">
		<div class=" vc_custom_1637611685062">

<div id="text-block-64" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p><strong><span style="color: #000000;">İSTEKSİZLİK</span></strong></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
	<div class=" vc_custom_1637612012906">

<div id="text-block-65" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Birçok öğretinin merkezinde, isteklerden arınma düşüncesi vardır. Örneğin Mevlana, Mesnevi’de <strong><em>“Muratsızlık (isteksizlik) cennete kılavuzdur”</em></strong> der. <em>(Mesnevi, Cilt: III, 4467) </em>“İyi de nesi var bu isteklerin?” ya da “Bir şeyi istemenin ne zararı olabilir ki insana?” diye düşünebiliriz.<br />
</span><span style="color: #000000;">İstekler, öncelikle “bende olan” ve “bende olmayan” ikiliğini yaratır. Ve ben, “bende olmayana” odaklanarak içinde bulunduğum durumun, zamanın ya da sahip olduklarımın hakkını değerini bilememiş olurum.<br />
</span><span style="color: #000000;">İstekler aynı zamanda sonsuzdur. Hiçbir istek, tek başına bizi tatmin edemez. Çünkü her istek, bir döngü yaratır. Şimdi bir “istek döngüsü” nasıl oluşuyor bir bakalım: Ben, bende olmayan bir şeye sahip olmak istiyorum. Sonra ona sahip olmak için bir çabada bulunuyorum. Ve sonunda -eğer şanslıysam- o şeye sahip oluyorum. İsteğim gerçekleşiyor.<br />
</span><span style="color: #000000;">Ona sahip olduktan bir süre sonra ona olan isteğim azalıyor. Onu kanıksıyorum. O, benim artık bir gerçekliğim oluyor. Ve ben yeni bir şey istemeye başlıyorum. İşte bu duruma <strong><em>hedonic treadmill</em></strong> deniyor. Hatta size çok ilginç bir araştırmadan bahsedeyim: Bir araba kazasında felç olan birisiyle, piyangodan büyük ikramiye kazanan birisini düşünün. Eminim, ikisinin de bir sene sonraki mutluluk seviyelerinin aynı olması size garip gelecektir. Ama bir araştırma gösteriyor ki bu iki kişi, bir sene sonra neredeyse eşit derecede mutlu <strong>(<em>Dan Gilbert. The Surprising Science of Happiness. 2004).<br />
</em></strong></span><span style="color: #000000;">Büyük ikramiyeyi kazanan kişi, ilk başta aşırı mutlu oluyor. Sonra zamanla bu duruma alışıyor, onu kanıksıyor. Felç geçiren kişi de ilk başta oldukça mutsuz oluyor, sonra bu durum onun gerçeği oluyor ve bunu kabulleniyor. Sonuçta bu iki kişi de bir yıl sonunda eşit derece mutlu oluyor.<br />
</span><span style="color: #000000;">Marcus Aurelius da benzer düşüncede. Ama diğer herkesten çok daha iyi bir çözümü var: Marcus diyor ki: “<em>Sahip olmadığın şeyi, sanki hiç yokmuş, hiç var olmamış gibi düşün.” <strong>(Meditations, Kitap VII, 27)</strong></em></span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
<div  class="mk-image mk-image-66 jupiter-donut-  mk-image-lazyload align-center simple-frame outside-image " style="margin-bottom:10px"><div class="mk-image-container" style="max-width: 1024px;"><div  class="mk-image-holder" style="max-width: 1024px;"><div class="mk-image-inner  "><img loading="lazy" decoding="async" class="lightbox-false" alt="1_ko00spimn6m5l520h0pw7g" title="1_ko00spimn6m5l520h0pw7g" width="1024" height="512" src="https://www.cevapisareti.com/wp-content/uploads/2021/11/1_ko00spimn6m5l520h0pw7g.jpg" /></div><div class="mk-image-caption"><span class="mk-caption-desc">Daniel Voshart tarafından yapılan foto-realistik bir portre</span></div></div><div class="clearboth"></div></div></div>
<div id="padding-67" class="mk-padding-divider jupiter-donut-  jupiter-donut-clearfix"></div>

</div>
	</div>

<div  data-mk-stretch-content="true" class="wpb_row vc_row vc_row-fluid jupiter-donut- mk-fullwidth-false  attched-false     js-master-row  mk-grid">
				
<div class="vc_col-sm-12 wpb_column column_container  jupiter-donut- _ jupiter-donut-height-full">
		<div class=" vc_custom_1637612268804">

<div id="text-block-69" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p><strong><span style="color: #000000;">GEÇİCİLİK</span></strong></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
	<div class=" vc_custom_1637612349066">

<div id="text-block-70" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Süreksizlik ya da geçicilik kavramı bana göre hayattaki en önemli şey. Her şeyin geçici olduğu bir dünya, pek fark etmesek de müthiş bir şey. Başınıza çok kötü bir olay geldi, türlü türlü zorluklar yaşadınız. Her şeyin geçici olduğunu bilmek sizi rahatlatacaktır. Çünkü yaşadığınız şey, ne kadar zor olursa olsun o da geçecek.<br />
</span><span style="color: #000000;">İnanılmaz keyif aldığınız bir ortamdasınız. Bu anın ya da ortamın da geçici olduğunu bilmek, sizin bu ortamın hakkını vermenizi sağlayacak. En azından sağlamalı. Bir köşeye çekilip eski sevgiliye mesaj atmak ya da fiziksel olarak oradan olmayan birilerinin o gün ne yaptığını takip etmek o ana yakışmaz. Çünkü içinde bulunduğunuz o şey, akıp gidiyor. Geçicilik diyor ki “burası harika, buranın hakkını ver”.<br />
</span><span style="color: #000000;">Ya da diyelim birinden ayrıldınız. Hala unutamıyorsunuz onu. Var olan her şey, sanki size onu hatırlatmak için el birliği yapıyor. Bu da geçici. Evet bu da geçecek. Bunun da geçeceğini bilmek sizi rahatlatacak.<br />
</span><span style="color: #000000;">Ya da birisine aşıksınız. Onu çok seviyorsunuz. Bu hissinizin de geçici olduğunu bilmek, size bu hisse sıkı sıkı sarılmanızı sağlayacak. Her şeyin geçici olduğunu bilmek, kısaca size şunu söyleyecek: <strong><em>Zor mu, rahatla, geçecek. Güzel mi, tadını çıkar, geçecek.<br />
</em></strong></span><span style="color: #000000;">Çok konuştum, lafı Marcus’a bırakıyorum.</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
<style>#mk-blockquote-71 {font-family: "Montserrat"}</style><div class="mk-blockquote quote-style jupiter-donut-" id="mk-blockquote-71"><p><span style="color: #000000;"><em>Her şeyin ne kadar hızla geçtiğini ve gittiğini unutma. Şimdi burada olanlar ve olacak olanlar… </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Varoluş bir nehir gibi yanımızdan akıp gidiyor: “Ne” sürekli akış halinde, “neden”inse binlerce çeşidi var. </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Hiçbir şey sabit değil, şu an burada olanlar bile. Geçmişin ve geleceğin sonsuzluğu, derinliğini göremediğimiz bir uçurum gibi önümüzde. Bu yüzden, ancak bir aptal kendisini önemser ya da bir şeye canını sıkar. Ya da bir şeye öfkelenir. Sanki bizi sinirlendiren şeyler devam edecekmiş gibi. <strong>(Meditations, Kitap: V, 23)</strong></em></span></p>
<svg class="mk-svg-icon" data-name="mk-icon-quote-left" data-cacheid="icon-69e28cc211f98" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewbox="0 0 1664 1792"><path d="M768 960v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136zm896 0v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136z"></path></svg>
</div>	<div class=" vc_custom_1637612412884">

<div id="text-block-72" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Her şeyin geçici olduğu bir dünyada ancak bir aptal kendisini önemser ya da bir şeye canını sıkar. Şu mavi donuk noktada (pale blue dot) kendimizi ne kadar da önemli zannediyoruz değil mi?</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
<style>#mk-blockquote-73 {font-family: "Montserrat"}</style><div class="mk-blockquote quote-style jupiter-donut-" id="mk-blockquote-73"><p><span style="color: #000000;"><em>Unutma:</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Madde. Senin payın ne kadar da düşük.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Zaman. Sana ayrılan ne kadar da kısa ve geçici.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Kader. İçinde ne kadar da küçük bir role sahipsin.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>(Meditations, Kitap: V, 24)</em></strong></span></p>
<svg class="mk-svg-icon" data-name="mk-icon-quote-left" data-cacheid="icon-69e28cc212564" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewbox="0 0 1664 1792"><path d="M768 960v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136zm896 0v384q0 80-56 136t-136 56h-384q-80 0-136-56t-56-136v-704q0-104 40.5-198.5t109.5-163.5 163.5-109.5 198.5-40.5h64q26 0 45 19t19 45v128q0 26-19 45t-45 19h-64q-106 0-181 75t-75 181v32q0 40 28 68t68 28h224q80 0 136 56t56 136z"></path></svg>
</div>	<div class=" vc_custom_1637612467612">

<div id="text-block-74" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Peki ne yapacağız? Marcus’a göre “<em>Olanı tevazuuyla kabul edeceğiz, olanın gitmesine onu hiç umursamadan izin vereceğiz.” <strong>(Meditations, Kitap: VIII, 33</strong></em>)</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>

<div id="padding-75" class="mk-padding-divider jupiter-donut-  jupiter-donut-clearfix"></div>

</div>
	</div>

<div  data-mk-stretch-content="true" class="wpb_row vc_row vc_row-fluid jupiter-donut- mk-fullwidth-false  attched-false     js-master-row  mk-grid">
				
<div class="vc_col-sm-12 wpb_column column_container  jupiter-donut- _ jupiter-donut-height-full">
	<div id="mk-ornamental-title-77" class="mk-ornamental-title norman-short-single align-center title_as_text jupiter-donut-"> <h2 class="title"><span class="title-text">SON SÖZLER</span></h2>
</div>	<div class=" vc_custom_1637655941458">

<div id="text-block-78" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kate Beckinsale ile başlayan bir Stoacı yolculuğun daha sonuna geldik. Bu yolculukta hayata Marcus gibi bakmaya çalıştım. Eğer bir Stoacı gibi yaşamaya devam etmek istiyorsam bunları unutmamalıyım:<br />
</span><span style="color: #000000;">Dünyaya, başkalarına yardım etmek için geldim. Gözüm, sırf gördüğü için bir ödül bekliyor mu? O zaman ben neden birisine yardım ettiğimde karşılığında bir şey bekliyorum.<br />
</span><span style="color: #000000;">Hayatta karşıma çıkan zorluklar, yaşadığım tüm sıkıntılar bana olmadı. Benim için oldu. Bu yüzden, olanı kabul edeceğim. Ama kabul etmekle kalmayıp olanı kucaklamayacağım. Çünkü yaşadığım her şey benin için bir ilaç. İçtiğimde bana iyi gelecek.<br />
</span><span style="color: #000000;">Belki bu yolculukta çeşitli ödüller kazanacağım, aşırı zengin, başarılı olacağım. Çok önemli pozisyonlara geleceğim. Ya da çok kötü şeyler yaşayacağım, bazı şeylere canım çok sıkılacak. Ama şunu unutmayacağım: Her şeyin geçici olduğu bir dünyada, ikisi de eşit önemde. Ya da önemsizlikte. Ben doğamın benden istediklerini yaptığım sürece hiçbir şey kötü olamaz.</span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>

<div id="padding-79" class="mk-padding-divider jupiter-donut-  jupiter-donut-clearfix"></div>

</div>
	</div>

<div  data-mk-stretch-content="true" class="wpb_row vc_row vc_row-fluid jupiter-donut- mk-fullwidth-false  attched-false     js-master-row  mk-grid">
				
<div class="vc_col-sm-12 wpb_column column_container  jupiter-donut- _ jupiter-donut-height-full">
	<div id="mk-ornamental-title-81" class="mk-ornamental-title norman-short-single align-center title_as_text jupiter-donut-"> <h2 class="title"><span class="title-text">İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR</span></h2>
</div>	<div class=" vc_custom_1637613517126">

<div id="text-block-82" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Flow (Akış) kavramı üzerine Harvard Business Review Blog&#8217;da yazdığım yazı:</span> <span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://hbrturkiye.com/blog/akista-olmak-ve-hayati-kazanmak" target="_blank" rel="noopener noreferrer">
<span id="mk-highlight-83" class="mk-highlight  jupiter-donut-">Akışta Olmak ve Hayatı Kazanmak</span>

</a></span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
	<div class=" vc_custom_1637783799754">

<div id="text-block-84" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hiç Olmak üzerine yazdığım yazı:</span> <span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://www.cevapisareti.com/hic-olmak/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">
<span id="mk-highlight-85" class="mk-highlight  jupiter-donut-">Hiç Olmak</span>

</a></span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>
	<div class=" vc_custom_1637786069523">

<div id="text-block-86" class="mk-text-block  jupiter-donut- ">

	
	<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bahsi geçen Thinking Fast and Slow yazısı:</span> <span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://hbrturkiye.com/blog/karari-veren-kim" target="_blank" rel="noopener noreferrer">
<span id="mk-highlight-87" class="mk-highlight  jupiter-donut-">Kararı Veren Kim?</span>

</a></span></p>

	<div class="clearboth"></div>
</div>

	</div>

<div id="padding-88" class="mk-padding-divider jupiter-donut-  jupiter-donut-clearfix"></div>

</div>
	</div>

</div><div style='display:none;' class='shareaholic-canvas' data-app='share_buttons' data-title='Marcus Aurelius Olmak' data-link='https://www.cevapisareti.com/marcus-aurelius-olmak/' data-app-id-name='category_below_content'></div><p>The post <a href="https://www.cevapisareti.com/marcus-aurelius-olmak/">Marcus Aurelius Olmak</a> appeared first on <a href="https://www.cevapisareti.com">Cevap İşareti</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cevapisareti.com/marcus-aurelius-olmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>9</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
