Hayat İşte, Hep Ayna Şeyler

Her yazı, çarpıcı bir girişi hak eder. O yüzden ben de bu yazıda, aslında sonda söylemem gereken bir şeyi başta söyleyerek çarpıcı bir giriş yapmayı amaçlıyorum: Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler hikayesinde geçen kötü kalpli kraliçe, aslında Grimm Kardeşlerin bir tür tanrı tasviridir.

Tanımlarla ilgili bir yazıya hoş geldiniz. Bu yazıda, bolca insan ve tanrı tanımı bulacaksınız.

İnsan
Bütünü tanımlamak için parçalarından başlayacağım. Tanrıyı anlatmak için önce insandan bahsedeceğim.

Vücudunuzdaki her bir atom, patlayan bir yıldızdan geldi. Muhtemelen sol elinizi oluşturan atomlarla, sağ elinizi oluşturan atomlar da farklı yıldızlardan geldi. Bu, evrenle ilgili bildiğim en şairane şey. Hepimiz birer yıldız tozuyuz.
Lawrence Krauss

Hayattaki en şaşırtıcı gerçek… Dünyada yaşamı oluşturan atomların izlerinin, bu atomların oluştuğu ve patlayıp tüm galaksiye dağıldıkları ilk ana kadar takip edilebilmesidir.

İşte bu nedenle, evrende yaşayan her canlıyla aramızda biyolojik bir bağ var. Dünyadaki tüm moleküllerle kimyasal bir bağımız var. Evrendeki tüm atomlarla aramızda bir atomik bağ var. Lafın gelişi değil, kelimenin tam anlamıyla birer yıldız tozuyuz.

Neil deGrasse Tyson

Vücudumuzdaki atomlar, Büyük Patlama sırasında oluşmadı. Bu atomlar, Büyük Patlama sonrası oluşan yıldızların çarpışması sonucu ortaya çıktı. Meydana gelen atomlar, en az bir gezegende -ki ona dünya diyoruz- milyonlarca yıl süren evrimin ardından yaşamı oluşturdu.
Şu an yaşamı deneyimleyen, milyarda bir olasılığın yaşandığı bir gezegendeyiz. Bir tür milyarderiz yani.

İnsanların kötü bir yemek, soğuk bir kahve, reddedilme ya da kaba karşılanma gibi nedenlerle nasıl kötü bir gün geçirebildikleri ya da öfkelenebildikleri bazen beni şaşırtıyor. Yalnızca hayatta olmanın olağanüstü bir şans, muazzam büyüklükte rastlantısal bir olgu olduğunu çabuk unutuyoruz.

Hayalinizde yeryüzünden bir milyar kat büyük bir gezegenin yanında bir toz zerresi canlandırın. Toz zerresi dünyaya gelme olasılığınızı, devasa gezegen ise dünyaya gelmeme olasılığınızı simgeler. Bu yüzden ufak tefek meseleler için endişelenmeyi bırakın. Kendisine hediye edilen şatonun banyosunda küf var diye, tasalanan nankör gibi olmayın. Hediyede kusur aramayı bırakın. Bir siyah kuğu olduğunuzu unutmayın.

Siyah Kuğu – Nassim Nicholas Taleb

Bir yıldız tozu, milyarda bir olasılığı yaşayan şanslı bir azınlığın mensubu olduğumuzu bir kenara bırakırsak ben aslında başka bir şey daha olduğumuzu söylemek istiyorum.

Ayna
Hayatımız boyunca çok çeşitli deneyimler yaşıyoruz. Bu deneyimlerde farkında olmasak da kendimizi görüyor ya da kendimizi arıyoruz.
David Abbott’ın da dediği gibi, “En iyi iletişimin kökekinde bir tanıdıklık kıvılcımı var”. Onda kendimizi gördüğümüz şeyler dikkatimizi çekiyor.
Belki de hayat yolculuğunun kendisi bir tür aynaya bakma deneyimi.

Şeyleri olduğu gibi değil; kendimiz gibi görürüz.
Anais Nin

Güzellik aynada kendine bakan sonsuzluktur. Fakat sonsuzluk da sensin, ayna da.
Halil Cibran

Benim asıl ilişkim kendimle. Diğer her şey onun yansıması.

Shakti Gawain

İnsanın hayatı boyunca baktığı her şeyde kendini görmesi ya da kendini araması aslında, tanrının o kişiden yine aynı kişiye bakmasıdır.

İşin özü, hepimiz birer yansımayız. Bütünün -tanrının, sistemin, evrenin, ortak zihnin ya da siz ne şekilde adlandırıyorsanız onun- yansımasının parçalarıyız. Kısaca kırık aynanın parçalarıyız.

Tanrı
Tanrı, kırık aynada yaşam aracılığıyla kendisini izliyor. Her gün milyarlarca insanın gözünden hayatı deneyimlerken, aslında kendisine bakıyor.

Bir okyanus için bir damla ne ifade ediyorsa; siz de aynı şekilde evren için aynı anlamı ifade ediyorsunuz. Okyanusun damlaya yaptığı şeyi, evren de size yapıyor.

Alan Watts

Kâh çıkarım gökyüzüne, seyrederim âlemi

Kâh inerim yeryüzüne, seyreder âlem beni

Haydar Haydar – Kul Nesimi

Kötü Kalpli Kraliçe
Şimdi hikaye biraz ilginçleşecek…

The Grimm Kardeşler’in Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler masalında anımsayacağınız üzere bir ayna ve aynaya bakan kötü kalpli bir kraliçe var.

Kraliçe, aynaya “Mirror mirror on the wall, who is the fairest one of all” sorusunu soruyor ve bu soru karşısında aynada sadece kendisini görmek istiyor.
Ayna, farklı bir insanı gösterdiğinde ise, kraliçe o kişinin peşine düşüyor. Kraliçe, o kişiyi yani Pamuk Prenses’i öldürmek için planlar yapıyor. Çünkü kraliçe, aynadaki şahsı öldürebilirse, aynanın yine sadece ve sadece kendisini göstereceğini düşünüyor.

Kraliçe’nin Pamuk Prenses’i nasıl öldürmeye çalıştığını hatırladınız değil mi?
Zehirli elmayla…
Şimdi biraz düşünelim. Bir ayna, aynada sadece kendini görmek isteyen birisi ve bir elma… Size de tanıdık gelmedi mi?

Annem daima tanrı gizemlidir derdi. Tanrı o gün Jenny’i bir kuşa dönüştürmedi, ama onun yerine polise artık o evde kalmak istemediğini söylettirdi. Böylece Jenny, büyük annesinin yanına taşındı. Ve bu beni çok mutlu etti, çünkü bizim eve çok yakındı büyük annesinin evi.
Forrest Gump

Yorumlar
  • Niagara
    Yanıtla

    Çok anlamlı bir yazı olmuş.

    Bu arada ingilizce cümleleri neden türkçe yazmıyorsunuz yani insanların ingilizce yazma merakı nereden geliyor anlamış değilim. “Mirror mirror on the wall, who is the fairest one of all” yazacağınıza türkçesini yazabilirdiniz. Herkes ingilizce bilecek diye bir şey yok veya herkes ingilizce öğrenmek zorunda değil.

    Bu bazı yazılarınızda da gördüm ancak yorum yapmadım yorumu mu şimdi yapıyorum. Örneğin kitap adını yazmışsınız orijinal adını kullanmışsınız yanına türkçe adını da yazabilirsiniz google aratayim dedim meğersem okudum bir kitap çıktı.

Yorum Yap

Yazmaya başlayın ve sonrasında enter'ı tuşlayın.